Bazen aklıma nerden geldiği belli olmayan şeyler geliyor. deliriyorum sanki. kafamda kurmaya başlıyorum bazı şeyleri. sonra onlar gerçekmiş gibi davranıyorum. şizofren miyim acaba? deliriyorum sanki.
gerçi gelenlerin hepsi bir Serap gibi. çölde vaha görürsün oraya koşarsın ki kumdan başka bişey değil. hayat bazen böyle oyunlar oynuyor işte.
Ama o hayatı kendimde yönlendirebilirim. Yönlendirmeliyim. Yapabilirim.
uzun zamandır içimde bir his var. sanki her köşeyi dönüşümde çıkıp gelecek gibisin. olmayacağını bildiğim halde neden böyle hissediyorum bilemiyorum. ayrı şehirlerin yaşayanı ayrı aşkların başrol oyuncusuyuz şimdi. oynadığımız aşklarda ne kadar gerçekçiyiz onu bile bilmiyoruz. senin çok gaddar olduğunu bilirim. gönlündeki darağacında kimbilir kaç aşkı idam ettin. bi ben kalemini kıramadım aşkının.
sabahı zor gecelerin karanlığını meze yapıp içiyorum yokluğunu. her yudumda sana susuzluğum artıyor. çölde susuzluktan SERAP gören birinin kuyunun başındakilere ben iyiyim demesi gibi bişey bu. dudaklarım çatlamışken yokluğundan.
ben böyle hayal etmemiştim gerçi. sağlık olsun. kader diyelim geçelim
Dün bir olay geldi başıma. Canım çok sıkıldı ama lan olm dedim sonra ne sıkıyon canını altı üstü iki tane grup. Neymiş efendim birine onu rahatsız eden bişi yazmışım. Yönetici olanda kendisini jandarma yerine koymuş silmiş benim üyeliğimi.
-sSen kimsin?
-Yönetici.
-Ne iş yaparsın sen?
-Genelde kişi silerim.
-Senin görevin bumu?
-Evet bu.
iyi tamam devam et. Allah var çok iyi bişi yapıyon. Silmeye davam et sen yavrum. Senin çapın bu kadar işte..
önceden aklımdan hiç çıkmazdın serap. ama artık aklıma gelmediğin günler oluyor. ne mutlu oluyorum bilsen seni düşünmediğim zamanlarda. kalkıp oynayasım geliyor.
bir eylüldü tanıştığımızda. aslında kandırmıştım onu photoshop öğret bana diye. buluşmak için uydurmuştum. buluşmak ve tanışmak için. gel görki aşık oldum. ilişkimizin ilk yılı çok güzel geçmişti. özüm derdi bana. özüm. özüydüm, sonra anlamadığım şeyler olmaya başladı, üzüldüm. 27 aralık akşamı ayrıldık. 1,5 yıl oldu ayrılalı. hala dökecek gözyaşım var biliyormusun.
sen gittiğinden beri, içten gülemedim hala. en son seninle içten kahkahalarla güldüğümü hatırlıyorum. içten gülmeyide, gözyaşı dökmeyide sen öğrettin bana. bu güne kadar beni ağlarken sadece 3 kişi gördü. 3 sadece 3 kişi. birisi sensin. senden başka kimse benim gözyaşlarımı görmedi göremeyecek. belki liseli gibi gelebilir ama buda sana yazdığım bi şiir. akrostij gibi ama değil...
Hatrılarmısınız eskiden idare lambaları vardı. içindeki bitmeye yakın yada hava loş olduğu zamanlarda fitili içeri çekilerek kısılırdı. hayatta aynen öyle gibi geliyor bana. yaşama umudunuz azalmaya başladığı zaman yada iyi olmak üzereyken biraz geri çekilmek lazım. ki daha iyi görebilesin. bu aynı satranç oynayan iki kişiyi dışardan izlemek gibi. insan rakibinin oyununu göremez ama dışardan bakan kişi oyunu daha iyi görür. bu yüzden insan kendi hayatına 3.ncü bir şahıs gibi bakabiliyorsa hep başarılı olmuştur. geriye çekilerek, dışardan bakarak, ve lambanın alevinin kısılması gibi enerjisini idareli kullanarak.
şu sıralar bende öyleyim. çektim sağa bekliyorum. hayat yanımdan akıyor gibi. ama aslında öyle değil. önümden geçen hayatın ilerdeki hamlelerini merak ediyorum. ve ne yapacak onu bekliyorum. yaşam enerjimi daha az tüketerek ilerideki yaşayacağım zorluklar için enerji depoluyorum.